Bliss

Mart 17th, 2012

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Adnan Menderes’in rekorunu kıracağa benziyor..

Türk siyaset tarihinin en uzun süre Başbakanlık görevini yürüten isimlerden biri olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 1 yıl 5 gün daha görevde kalırsa Menderes’in rekorunu kırmış olacak.

KESİNTİSİZ 9 YIL

Başbakan Erdoğan, yeni bir rekora koşuyor. Erdoğan bugün, Başbakanlık koltuğundaki 9′uncu yılını geride bırakarak 10′uncu yıla girdi. Başbakan, görevini 1 yıl 5 gün daha sürdürürse, çok partili dönemde Adnan Menderes’e ait 10 yıl 5 günlük rekoru geçecek.

9 MART TARİHİNDE

Siyasi yasağı nedeniyle 3 Kasım 2002 seçimlerinde aday olamayan Erdoğan, yasa değişikliği ve Siirt seçimlerinin 9 Mart 2003′te yenilenmesiyle milletvekili seçilmiş, 15 Mart 2003′te Başbakanlık koltuğuna oturmuştu.

Mart 17th, 2012

Başbakan Erdoğan, dünyadaki tüketim çılğınlığına dikkat çekti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “4 bin – 5 bin hacimli motorlarla, 2 – 3 araba sahibi olanlar, her gün yoksulların, evsizlerin, açların arasından geçip işlerine ve alışveriş merkezlerine gidiyor. Bu sürdürülebilir değildir. Dünya, böyle bir hırsı, böyle sınırsız tüketim çılgınlığını uzun süre devam ettiremez” dedi

Rekabet Kurumu’nun 15. Kuruluş Yıldönümü Toplantısı’na katılan Erdoğan, şöyle konuştu: “2023 hedefleriyle dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına gireceğiz. Biz, bugün küresel krizi doğuran vahşi ve acımasız bir anlayışla değil, ahlakla, tarihimizden, medeniyetimizden miras aldığımız kendi öz değerlerimizle büyüyecek, bugün olduğu gibi ilerde de tüm dünya için model teşkil edeceğiz. Büyük balık küçük balığı yutmayacak dostlarım. Büyük balık, küçük balığa kol kanat gerecek, paylaşacak, bölüşecek, küçük balığın elinden tutarak onu da büyütecek.”

‘Krizin sebebi vahşi rekabet’

“Sadece Taklit ederek, kopyalayarak, ithal ederek başarıyı yakalamamız mümkün değil” diyen Erdoğan, şöyle konuştu: “Mukallit, yani taklitçi, her zaman aslının gerisindedir; aslının sadece iyi bir kopyası olmaya mahkumdur.”

Başbakan Erdoğan, “2008 küresel ekonomik krizinin temel nedeni, acımasız, vahşi rekabet ve sınırsız tüketme hırsıdır” diyerek, şöyle devam etti:

“Böyle bir rekabetin, böyle bir yarışın, böyle acımasız bir tüketimin, çok daha vahim sonuçlar doğuracağını da ifade ettik ve ediyoruz. Önce indirimler, ardından yükselen fiyatlar… Hep bunları görüyoruz. Ama bu oyuna gelenler var mı? Var… Dünyanın bir tarafında, ultra lüks AVM’lerde, insanlar mağazadan mağazaya koşup sınırsız harcama yaparken, sınırsız tüketirken, patlarcasına yerken; dünyanın bir başka tarafında günlük 1 dolar dahi harcama yapamayan çok büyük bir kitle var. Hani Tevfik Fikret, ‘Yiyin efendiler yiyin, aksırıncaya kadar, tıksırıncaya kadar yiyin’ diyor ya…”

“HİÇ ALO DEMEMİŞ KİTLE VAR”

Bugün her evde, her aile ferdinin ikişer cep telefonu varken, hayatında hiç alo dememiş hatırı sayılır bir kitle bulunduğunu kaydeden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şöyle konuştu:

“4 bin – 5 bin hacimli motorlarla, 2 – 3 araba sahibi olanlar, her gün yoksulların, evsizlerin, açların arasından geçip işlerine ve alışveriş merkezlerine gidiyor. Bu sürdürülebilir değildir. Dünya, böyle bir hırsı, böyle sınırsız tüketim çılgınlığını uzun süre devam ettiremez. Bunun öncü sarsıntılarını yaşıyoruz.”

Mart 17th, 2012

Sivas Katliamı sırasında İçişleri Bakanı olan Mehmet Gazioğlu 19 yıl sonra VATAN’a konuştu

‘Sivas’ta vali bizi yanılttı’ Soruşturma açılırsa açılsın, benim açımdan ihmal söz konusu değil. Olayın ardından Vali’yi görevden aldım ama sonraki dönemlerde müsteşar vekili oldu.

İçişleri eski Bakanı Mehmet Gazioğlu, henüz 1 haftalık bakanken yaşanan Sivas katliamında kendisinin hiçbir ihmal ve kusurunun olmadığını söyledi. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, kendisini de kapsayan “Dönemin kamu görevlileri hakkında soruşturma açılsın” çıkışı için, “Allah var ya böyle bir şey beklemiyordum” diyerek şaşkınlığını dile getiren Gazioğlu, 2 Temmuz 1993 günü yaşananlarla ilgili şöyle konuştu:

YANLIŞ ANLAŞILDI: Zaman aşımı meselesi çok yanlış anlaşıldı. Burada 30 kişi idama mahkum oldu. İdam cezası kalktığından dolayı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edildi. Yargıtay tasdik etti. Olaylar 1993’te oldu, ilk karar 1994’te çıktı. Ondan sonra Yargıtay onu bozdu, 15’er yıl hapis yedi insanlar. Sonra tekrar Yargıtay bozunca yerel mahkemesine döndü. Mahkeme bu kez Yargıtay kararına uyarak 30 kişiye idam cezası verdi. 10-15 kişiye de 10-15 sene ceza verildi. 2 kişi öldüğü için zaten davası düştü. Bu 5 kişi bulunamadıkları için dosyaları ayrıldı. Kamuoyunda öyle bir intiba uyandırıldı ki, sanki tüm sanıklar zaman aşımından yararlandırıldı. Böyle bir şey yok.

ARINÇ’A MI KALDI?: (Arınç’ın dönemin yöneticileri hakkında soruşturma açılması yönündeki açıklamasına ne diyorsunuz? sorusu üzerine) Allah var ya ben böyle bir gelişmeyi beklemiyordum. Böyle bir şey olur mu? Aradan 20 sene, üstünden 10 hükümet geçmiş. Bunca yıl savcı, hakim yok mu? Tüm hükümetler ihmalkar mı davrandı? Arınç’a sormak lazım: savcı mısın, hakim misin? Savcı, hakim yok da ona mı kaldı? Arınç’ın idari görevlerinin içinde hakim ve savcılara emir verme yetkisi de mi var? Soruşturma açılırsa açılsın. Ne diyeyim şimdi?

İHMAL YOK: (Kendinizde kusur buluyor musunuz? sorusu üzerine) Hayır, hayır. Benim açımdan hiçbir ihmal yok. Titizlikle olayın üzerinde hemen durdum. Yeni bakandım çünkü gelir gelmez başımıza altından kalkamayacağımız bir olay gelmesin diye. Güvenoyu bile almamıştık olay olduğunda. Her dakika valiyi aradım. Emniyet müdürünü, jandarma genel komutanını arıyorum. Belediye reisini arıyorum. Başbakan’a, Cumhurbaşkanı’na, Genelkurmay Başkanı’na bilgi veriyorum. Kültür Bakanı Fikri Sağlar’a bilgi veriyorum. Elimden ne geliyorsa titizlikle yaptım.

GÖREVDEN ALDIM: (Dönemin Tugay Komutanı’nın valiye yönelik suçlamaları var. Siz ne diyorsunuz?) Ben İçişleri Bakanı idim, o vali. Yani bizim mensubumuzdur ne lehinde ne aleyhinde konuşurum. Ancak başta bize 13.45 sularındaydı “Cuma namazı çıkışı bir takım irticacı 500 kişi falan otele doğru yürüyor sloganlar atıyor” bilgisini verdi. “Ne olur, bir talebiniz var mı?” diye sordum. “Bilgi babında aktarıyorum size bunları, yoksa gücümüz bunları önlemeye yeterli” dedi. Olayın hemen ardından Vali’yi hemen görevden aldım. Sonra sanırım Tantan (Sadettin) zamanında müsteşar vekili oldu.

MUHATABIM VALİYDİ: (Emniyet ve Jandarma yetkililerinin tavrı da Vali gibimiydi? sorusu üzerine): Emniyet müdürü ile birkez konuştum. Asıl muhatabım valiydi, sürekli onunla konuşuyorduk.

NEDEN GECİKİLDİ?: Olayları o günün şartlarına göre değerlendirirseniz gerçek neticeyi bulursunuz. Uzunca müddet ‘Biz bunun hakkından geliriz, güçlerimiz kafi’ algısı oluşturuldu bizde. Sivil havaalanı yoktu o zaman. Askeri havaalanını açtırdık ama vardığımızda olay vuku bulmuştu.

Mart 17th, 2012

İkinci Ergenekon Davası’nın tutuklu sanıklarından CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’dan ilginç espri geldi.

GAZETECİLER.COM – İkinci Ergenekon Davası’nın tutuklu sanıkları CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay ve gazeteci Tuncay Özkan, Odatv Davası’nın tutuklu sanıkları Coşkun Musluk ve Sait Çakır’ın tahliye olmasının ardından koğuşlarında yalnız kaldıklarını söylediler.

Mustafa Balbay, “Yine yalnız kaldık. Birini versinler de o da tahliye olsun” diyerek espri yaptı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen İkinci Ergenekon Davası’nın 167. duruşması sona erdi. Duruşmada savunma yapan tutuksuz sanık Yüksel Dilsiz’in talebi üzerine kapalı oturum yapılan duruşmada, sanıklar, izleyiciler ve basın mensupları dışarı çıkarıldı. Kapalı yapılan oturumda Sanık Dilsiz savunmasının tamamlamasının ardından mahkeme heyetinin ve duruşma savcısı Mehmet Ali Pekgüzel sorularını da yanıtladı.

SANIK RAHATSIZLANDI, DURUŞMA ERTELENDİ

Duruşmaya saat 15.30′da verilen aranın ardından duruşma salonuna izleyiciler, sanıklar ve basın mensuplarını alınmasına karar veren Mahkeme Heyeti Başkanı Hasan Hüseyin Özese, sanık Yüksel Dilsiz’in savunması sırasında rahatsızlandığını söyledi. Başkan Özese, Sanık Dilsiz’in sanıklar için bekletilen doktor tarafından muayene edildiğini, ancak poliklinikte de muayenesinin gerekli olduğunun bildirildiğini ifade etti. Mahkeme Başkanı Özese duruşmanın yarın saat 09.30′a ertelendiğini açıkladı.

“ŞİMDİ GİDERİZ KOĞUŞTA BİRİ VARSA HOŞGELDİNİZ DERİZ”

Duruşmaya verilen arada gazetecilerin “Koğuşunuzda yalnız mı kalıyorsunuz?” sorusuna CHP Milletvekili Mustafa Balbay, “Yine yalnız kaldık. Birini versinler de o da tahliye olsun” diyerek espiri yaptı.

Davanın tutuklu sanığı gazeteci Tuncay Özkan da, “Koğuşunuza birini vermeleri için talepte bulunacak mısınız” sorusuna tek kişilik koğuşlara ilk nakledildiklerinde Balbay ile birlikte kalmak için talepte bulunduklarını, ancak bunun kabul edilmediğini anlatarak, “Her şey bizim dışımızda gelişiyor. Her şey cezaevi idaresinin elinde. Şimdi gideriz koğuşta biri varsa hoşgeldiz deriz” dedi. 2 Mart Cuma günü “İkinci Ergenekon” davasının tutuklu sanığı Mustafa Balbay’ın yanına Coşkun Musluk, Tuncay Özkan’ın yanına Sait Çakır yerleştirilmişti.

Mart 17th, 2012

RedHack, ”Hayaletle savaşacaklarsa buyursunlar. Bize özel savcı atayıp hak ettiğimiz değeri verdiği için devlete teşekkürler” dedi.

Ayrıca RedHack tarafından hacklenen emniyet sitesinde bulunan ihbarlardan birinin DTP’li Ahmet Türk’e yapılacak saldırıyla ilgili olduğu ortaya çıktı

RedHack: Değerimizi anladılar, mutluyuz Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün internet sitesine ‘çökerten’ ve bazı gizli belgeleri ele geçiren RedHack’i (Kızıl Hackerlar Birliği) artık özel yetkili savcı soruşturacak. Önce Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Bilişim Suçları Soruşturma Bürosu’na gönderilen RedHack’in dosyası ‘görevsizlik’ kararıyla özel yetkili Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekilliği’ne gönderildi.

Örgütlü suçlar ve terör kapsamına giriyor

Özel yetkili savcının soruşturacağı RedHack, ‘örgütlü suçlar’ kapsamında değerlendirilecek. Radikal’e konuşan RedHack üyeleri, “Hayaletle savaşmaya hazırlarsa biz de hazırız” dedi.

RedHack ise haklarında yürütülen soruşturmanın özel savcılığa devredilmesini ‘sevindirici’ bir haber olduğunu belirterek Radikal’e şu açıklamalarda bulundu:

“Sonunda değerimizi anladılar, mutluyuz. Olay sadece RedHack değil. İnternette yaratılan örgütlenme ve özgürleşme cephesine darbe vurulması anlamını taşıyor. Kafelerde topladıkları gençleri yıllarca içeri atacak, Facebook’ta muhalif içerikte paylaşım yapanlara Silivri yolunu açacak bir olaydır. Bizce bu karar özgürlük kavramına yapılan bir ‘imam’ darbesidir.”

‘Her eve bir örgüt üyeliği kampanyası’

Özel yetkili savcıların ‘her eve bir örgüt üyeliği’ kampanyasının ve ‘sanal örgütler üretme’ politikasının bir ürünü olduğunu anlatan RedHack üyeleri, şöyle devam etti:

“Her derde deva olan iktidarımız var. Bu karar da herkese özel ‘örgütlü paketler’ promosyonunun bir parçasıdır. Bu nedenle karar sadece bizi daha çok hırslandırır. Onlar bir hayaletle savaşmak istiyorlarsa buyursunlar. Masum insanları tutuklamak için için özel ordularını kullanacaklarsa hiç çekinmesinler. Arkamızda hiç kimse yok, ne örgüt ne başka bir şey, arkamızda sadece halk var ve halk er ya da geç bunun da hesabını soracak.”

Ankara Emniyet sitesine sızdıktan sonra internette yayınmaya başladıkları balgelerhakkında Ankara Emniyeti tarafından gizli olmadığı şeklinde açıklama yapıldığını hatırlatan RedHack, bu konuda da şunları dedi:

“Yayınlanan belgeler gizli değil dendi. Ankara Emniyeti’nin açıkladığı gibi ‘değersiz’ idiyse neden 4 sitemiz, Facebook adreslerimiz, dünyaca ünlü ‘pastebin’ sitesi bizden dolayı kapatıldı? Youtube videolarımız engellendi? Emniyet müdürü neden 240 bin polise genelge gönderdi? Ve en sonunda da özel yetkiliye devredildi? Bunların anlamı ne? Koskoca devlet ‘bir grup’ insandan mı korkuyor? Bu korkunun sebebi nedir? Bunu kalkıp anlatacak ve neden bu kadar olayı büyüttüklerini açıklayacak ‘aklı başında’ bir devlet yetkilisi yok mu? Bizce yok. Onlara son söz olarak diyoruz ki, ‘Bizler salya sümük ağlayacak ‘ağabey pişmanız’ diyecek tipler değiliz. Bu defa sağlam kayaya çarptılar. Biz özel yetkiliden korkmuyoruz, bizce onlar bizden korkmalı çünkü biz Mao’nun ‘Emperyalizm kağıttan kaplandır’ sözüne gerçekten inanıyoruz. Son olarak savaşmaya devam edeceğiz ve devlete de, bize özel savcı atayarak bize hak ettiğimiz değeri verdikleri için teşekkür ederiz. Ahmet ve Nedim’in hücresi boş kalmasın diyorlarsa, biz hazırız.”

8-12 yıla kadar hapis

Görevsizlik kararında, soruşturmaya konu eylemlerin, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) “devletin güvenliğine ilişkin belgelerin başka yerlerde kullanılması ve çalınması” suçunu düzenleyen 326. maddesi kapsamına girdiği ifade edildi.

Kararda grubun ele geçirdiği ihbar ve bilgilerin büyük kısmının terör soruşturmalarıyla ilgili olduğu kaydedilerek bu nedenle soruşturmanın terör ve organize suçlara bakmakla görevli Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekilliği’nce yürütülmesi gerektiği savunuldu. ‘Devletin güvenliğine veya iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belge veya vesikaların ele geçirilmesi ve kullanılması’ suçu 8-12 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanıyor.

Ankara polisinin sitelerini çökerttiler

Ankara Emniyet Müdürlüğü başta olmak üzere pek çok Ankara ilçesinin de emniyet müdürlüklerinin sitelerini çökerten RedHack, elde ettiği gizli bilgileri internetten yayımlamaya başlamıştı. Polis, 24 saat içinde 3 mahkemeden aldığı kararla önce RedHack’in Türkçe ve İngilizce sitesini kapattı. Ardından Redhack’in belgeleri yayımladığı blog ve internet sitesini de kapattı.

Ahmet Türk’e saldırı da ihbar edilmiş!

RedHack tarafından hacklenen Ankara Emniyet Müdürlüğü sitesinde yer alan ihbarlardan biri DTP’li Ahmet Türk ile ilgiliydi.

DTP’nin kapatılmasının ardından Muş’un Bulanık ilçesindeki gösterilerde iki esnaf göstericelerin üzerine ateş açtı. Olaylarda 2 gösterici öldü. Bu olayla ilgili davayı izlemek için Samsun’a giden Ahmet Türk, 12 Nisan 2010’da yumruklu saldırıya uğradı ve burnu kırıldı. Saldırıyı İsmail Çelik gerçekleştirmişti. Emniyete gelen ihbara göre, Çelik’in saldırı yapacağı aylar öncesinden biliniyordu. Çünkü, Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne 2 Şubat 2010 tarihinde ‘samsun muhbir’ isimli bir vatandaş, tedbir alınması gerektiğini söylüyordu. O ihbar şöyleydi: “Size daha evvelde birçok defa bildirdiğim gibi çok yakın bir zamanda DTP’li Ahmet Türk’e ülkücü İsmail Çelik tarafından kaos yaratmak maksadıyla suikast düzenlenecektir.”

İhbarları Radikal’e gönderen RedHack üyeleri, Ankara Emniyeti’nin ihbarları reddedemeyeceğini, emniyetin kullandığı SQL sisteminin ham verileri olduğunu söyledi.

Emniyet: Kayıt yok

Emniyet yetkilileri ise “7 saatlik bir araştırma yaptıklarını ancak, böyle bir ihbara kayıtlarında rastlamadıklarını’ ifade ettiler.

ABD’de idam cezası bile istenebilir

Siber saldırılarla ilgili yargı süreci ABD’de de tartışma yaratan bir konu. Yargılamayı hangi kurumun yürüteceği, saldırının nerede düzenlendiğine göre değişiyor ve uzmanlara göre bunu belirlemek hiç de kolay değil. Saldırıyı düzenleyenin resmi bir görevli ya da bir öğrenci olması da yargı sürecini etkiliyor. Yargılamanın ulusal güvenliğin ihlali ya da adi suç olarak nitelendirilmesi saldırının mahiyetine göre değişiyor.

Dünya çapında resmi kurum ve şirketlerin sitelerini çökertmekle suçlanan altı Anonymous hackerı halen New York Federal Mahkemesi’nde yargılanıyor.

Adam Botbyl 2004’de bir şirketin kredi kartı bilgilerini çaldığı için elektronik dolandırıcılık ve izinsiz giriş suçlarından North Carolina Bölge Mahkemesi tarafından 9 yıl hapse mahkum edilmişti.

Hükümet kurumlarına ve büyük şirketlere düzenlediği saldırılarla dünyayı sarsan Wikileks’in kurucusu Julian Assange, bugün dünyasnın en tanınan hackerı. ABD, uzun süredir Assange’ın yargılamak üzere kendisine teslimini talep ediyor. Avukatlarına göre Assange ABD’de yargılanırsa casusluk suçlamasıyla idam cezası bile alabilir.

Mart 17th, 2012

Yavuz Donat’ın gündeme getirdiği iddia çok konuşulacak. 4. dönem milletvekilliği ve genel başkanlık için nasıl bir plan hazırlanıyor..?

Sabah gazetesi yazarı Yavuz Donat, 2014 yılında Başbakan Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olması halinde yerine geçecek kişi konusunda Ankara kulislerinde konuşulan senaryoyu köşesine taşıdı.

TÜZÜK KURULTAYI İLE TÜZÜK DELİNECEK

Senaryoya göre 3 dönemlik bir isim Erdoğan’ın yerine geceçek ve bu kişi tüzük kurultayını toplayarak, 70 kadar milletvekilinin 4. dönemde de seçimlere girebilmesi için tüzük kongresini toplayarak 4. dönem yasağını kaldıracak.

İşte Yavuz Donat’In yazısından o bölüm;

Bildiğimiz Tayyip Bey “sözünden dönmez… Tüzüğü değiştirmez.”

Ve “70 kadar 3 dönemlik milletvekili”, gelecek dönem Meclis’e giremez.

“Bazıları” büyükşehir belediye başkanlıklarına aday gösterilir.

Ama bu sayı da “10′u geçmez.”

Eğer Tayyip Bey’i tanıyorsak… “Çankaya’ya çıkar.”

Yerine gelecek Genel Başkan “Tayyip Bey’in gücünde, karizmasında” olamaz.

Ayrıca… 70 kadar “3 dönemlik milletvekilinin” gidişiyle… Partide “iskelet zayıflaması” meydana gelir.

Parti “2 sarsıntıyı” birden (Tayyip Bey’in gidişi… Ağır topların olmayışı) taşıyamaz.

Öyleyse bir “formül” gerekir.

Son günlerde Ankara’nın “derin kulislerinde” şu formül konuşuluyor:

Yeni Genel Başkan kim olacak?..

Diyelim ki “3 dönemlik bir isim” Tayyip Bey’in yerine geçti… Ama “seçime giremez ki…”

Öyleyse… Yeni başkan, “olağanüstü tüzük kongresi” toplar… “4. dönem yasağını” kaldırır.

Böylece “bir taşla 3 kuş” birden vurulur.

1. Tayyip Bey “sözünü yememiş” olur.

2. Parti “kan kaybından” kurtulur.

3. Üç dönemlikler “sorunu” da böylece hallolur.

Mart 17th, 2012

Saadet Partisi Kurucusu ve genel başkan yardımcısı Necmettin Aydın, Erbakan’ların mirasıyla ilgili yazılı bir açıklama gönderdi

Muhterem Hocamızın vefatı ile başlayan yeni dönemde Saadet Partimiz çok iyi yönetilememiş, tarihimizin en ağır seçim neticesi alınmış, aile tüm süreçlerden dışlanmış özellikle Fatih Erbakan’a karşı adeta siyasi kerbela uygulanmakta hızla bir kaosa, çatışmaya doğru sürüklenmektedir. Bu süreçte yaşanan olayların bazılarını özetle şöyle sıralamak mümkündür.

1- Hocamızın vefatından hemen sonra kendisinin hiçbir talebi olmadığı halde, medyaya Fatih çok genç, tecrübesiz, onu başkan yapmaya niyetimiz yok gibi beyanatlar verilerek olumsuz bir süreç başlatılmıştır. O halde başkanlık divanına girsin, Mitinglere sayın genel başkanla beraber çıksın teklifleri kabul edilmemiş, tam tersine kendisine miting teklif edilen illere bunu yapmamaları için baskı uygulanmıştır. Seçim öncesi yapılan genel toplantılarda hiçbir konuşma verilmemiş, hatta fetih şöleninde bir teşekkür konuşması bile verilmemiştir. Kongre sürecinde aile tamamen dışlanmış, itiraz edenler tasfiye edilmiş, sağlıklı istişareler yapılmamış, tüm bu yanlışlarını Hocamız böyle vasiyet etti iddiası ile üzerini örtmüşlerdir.

2- Saadet Partisi Erbakan’ sız olmaz gerçeği karşısında ise hiçbir siyasi tecrübesi olmayan eşinden yeni boşanmış, özel sağlık durumları olan ve bu durumu bilinen ve daha önceleri ihtimam gösterilmesi gerekir diyenler, el çabukluğu ile Zeynep Erbakan hanımı, Hanım kolları Genel Başkanı yapmışlardır.

3- Tüm bunlara rağmen Milli Görüş tabanının Fatih Erbakan’a olan sevgisi hızla artmış, özellikle teke –tek programıyla tüm halkın da beğenisini kazanması ile aileye yapılan operasyon nitelik değiştirmiştir. Önce Rahmetlik Hocamızın oturduğu evi, yazlığı trilyon borcundan (on beş trilyon ) dolayı hacizli olduğu, durum tüm camiamız ve kamuoyu tarafından bilindiği halde, Erbakan’ ın çocukları cihat mallarını zimmetine geçirdi suçlaması yapılmıştır.

4- Zimmet iftirasının çok şiddetli tepki görmesi üzerine, kardeşlerin mal kaçırıyor babanın şu kadar malı bu kadar parası var dedikoduları ile Zeynep Erbakan’ı etkilemişler ve bu mesnetsiz davaların açılmasına ve özellikle medyaya taşınmasında etkili olmuşlardır.

5- Refah Partisi 1984 yılında %4 le başladığı iktidar yolculuğunda 11 yıl sonra 1995 yılında hedefine ulaşmıştır. Fatih Erbakan’ın Saadet Partisinin başına geçmesi ile 11yıl sonra 1923 yılında yani yüzüncü yılda milli görüşün tek başına iktidara ulaşması kuvvetle muhtemel görünmektedir. Yolu kesilmek istenen mili görüşün Muhtemel iktidarıdır. Milli Görüşçüler durumun farkındadır. Bu günkünden daha büyük operasyonları boşa çıkarmışlar, hedeflerine doğru kararlı yürüyüşlerini devem ettireceklerdir.

Necmettin Aydın

20.dönem Zonguldak Milletvekili

Saadet Partisi Kurucu Üyesi – Eski Genel Başkan Yardımcısı

Mart 17th, 2012

İnsanları içeri atıyorsunuz, yıllarca hükümlerini bilmeden hapislerde hayatları kararıyor.

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Uludağ Ekonomi Zirvesi’nin açılışında uzun yargılama süreleri hakkında çarpıcı açıklamlar yaptı.

Gerçek anlamda hukuk devleti olmayan bir Türkiye’nin, dünyanın en büyük 10 ekonomisinden birisi olmasının da hayal olduğunu söyleyen Babacan, şunları kaydetti:

“Yargı sürelerinin mutlaka kısalması gerekiyor. Öngörülebilir kararlar gerekiyor. Birbirlerine çok benzeyen kararlar iki ayrı mahkemede tamamen farklı sonuçlanabiliyor. Alt mahkeme ile üst mahkeme, birbirinin 180 derece farklı kararlar veriyor. Bir yandan yargımızın insan kaynağı kapasitesini geliştirmemiz gerekiyor. İktidara geldiğimizin ilk 8,5-9 yılında savcı ve hakim sayımızı çoğaltamadık. Yapmak istediğimiz her alım bizzat yargı tarafından engellendi. Milyonlarca dosya… En basit dava 3-4 yıl sürüyor. Bakıyoruz zaman aşımı.

İnsanların hayatı kararıyor. Ya adalet yerine gelmediği için insanların hayatı kararıyor ya da insanları tutuklayıp içeri atıyorsunuz, yıllarca kendileri hakkındaki hükmün ne olacağını bilmeden hapislerde duruyor insanlar. Hapishanelerimizde 140 bin kişi var bunların büyük bölümü tutuklular. Hükümlü değil. Daha ne olacağı belli değil karar çıkmamış haklarında. İnsanların hayatı kararıyor.”

Mart 17th, 2012

Şamil Tayyar Gazeteci Yavuz Donat’ın gündeme getirdiği ”Başbakan Erdoğan Çankaya’ya çıkarsa, partideki üç dönem milletvekili seçilme yasağı tüzük değişikliğiyle başkası tarafından kaldırılabilir” iddiasını mümkün görmediğini belirtti.

Tayyar, Gaziantep’te katıldığı programlardan sonra gündemdeki konulara ilişkin görüşlerini Twitter’deki takipçileriyle paylaştı. Tayyar, Gazeteci Yavuz Donat tarafından Sabah gazetesinde dile getirilen kulislerdeki senaryo konusunda şöyle dedi.

“Antep’teki yoğun program az önce bitti. Gündeme sorti yapamadık. Yavuz Donat’ın Akparti ile ilgili yazısını değerlendirmek isterim. Başbakanın sözü var, tüzük asla değişmez, hiç kimse Başbakan’dan daha değerli değil. Başbakan Çankaya’ya çıkarsa ardından seçilecek genel başkan 3 dönem yasağını kaldırmaz, kaldıramaz.”

Mart 15th, 2012

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 2014′teki Cumhurbaşkanlığı seçimi için iddialı konuştu

22 Mayıs’ta genel başkanlık koltuğunda ikinci yılını dolduracak olan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, iki yıllık dönemi, bundan sonra atacağı adımları ve sıcak gündeme ilişkin şu açıklamaları yaptı.

1+8+4 OLSUN: AKP; 4+4+4 teklifini 28 Şubat’ın rövanşı görüyor, “28 Şubat’ın izlerini sileceğiz” diyor. Oysa 8 yıllık eğitim 28 Şubat’tan çok çok önce planlandı. Eğitim politikasını ilgilendiren bir konunun böyle bir anlayışla getirilmesi felaket bir şeydir. Talim ve Terbiye toplanır okullara Kürtçe de, İtalyanca da seçmeli ders koyabilir. Engel yok. Biz 1+8+4 olmasını istiyoruz. Böyle bir düzenlemeyi destekleriz. Temel eğitimin amacı iyi yurttaş yetiştirmektir. Doktoru da, mühendisi de, imamı da, müftüsü de aynı temel eğitimden geçmeli. 8 yıllık temel eğitim birlikte öğrenmeyi ve beraberlik ruhunu öğretiyor. Çocuk kimliğini, dinini, ırkını, inancını daha ileriki yaşlarda öğrenebilir. Ama çocuk temel eğitimde birlikte olmalı. 4. yıldan itibaren bunu yaparsanız çocuk yaşta ayrışmayı getirirsiniz..

ENDİŞEM VAR: Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na çok iyi niyetle katkı veriyoruz. Ama nasıl sonuçlanır onu bilemiyorum. Biraz endişeliyim. Endişem AKP samimi değil, ondan kaynaklanıyor. Biz, “12 Eylül’ün izlerini gerçekten silmek istiyor musunuz? Samimiyseniz, gelin yüzde 10 seçim barajından başlayarak, Siyasi Partiler Yasası’nı değiştirelim” dedik. Kabul etmediler. Mevcut durumu sürdürmek istiyorlar.

ADAYIMIZ KAZANACAK: Cumhurbaşkanlığına aday olmayı düşünmüyorum. Merkez sağın oylarını da alabilecek, kazanabileceğimiz bir adayla yola çıkmanın Türkiye açısından daha faydalı olabileceğini düşünüyorum. Bizim göstereceğimiz aday büyük bir ihtimalle Cumhurbaşkanlığını kazanacak. İkinci turda zaten kendiliğinden uzlaşma kapısı aralanacak.

“HEDEFİMİZ ÜÇ BÜYÜKŞEHİR”

YEREL SEÇİMLER: Yerel seçimler için şimdiden hazırlık yapıyoruz. Ankara, İzmir, İstanbul gibi büyükşehirlerde aday adaylarını halka soracağız. Aday şudur, demenin ötesine geçmemiz gerekiyor. Adaylarımızı önceden belirlemeyi planlıyoruz.

SARIGÜL’ÜN ADAYLIĞI: (Mustafa Sarıgül CHP İstanbul Büyükşehir adayı olacak mı?) Kimseye kapalı değiliz. Özel bir önyargı söz konusu değil.

CHP’DE TABULAR YIKILDI: Genel Başkan olduğum günden bugüne CHP’de o kadar çok şey değişti ki. Birçok tabu yıkıldı. Devrim niteliğinde değişikliklere imza attık. “Yerel yönetimler özerklik şartını uygulayacağız” dedik, eskiden kimse bunu ağzına alamazdı. Gidip Van’da Kürt sorunu için arama konferansı yaptık. CHP’deki değişikliklerin dökümünü çıkartıyorum. Şimdi sıra parti programını yenilemeye geldi. Evrensel değerlere uygun bir parti programı ortaya çıkaracağız. 81 ille ilgili raporlarımız, yeni projelerimiz var… CHP’de kopma da olmaz, yeni oluşum da olmaz. Parti’deki birlik ve beraberlik böyle devam eder.

“27 NİSAN’A KARŞI ÇIKMALIYDIK”

27 NİSAN: 27 Nisan (e-muhtıra) olayına CHP o dönem çok net karşı çıkmalıydı. O dönemdeki açıklamalar net değildi. 28 Şubat farklı bir olay.

DERVİŞ KURTARDI: Bizim şöyle bir şansızlığımız var. Ekonomilerin kötü gittiği, krizin yoğun olduğu dönemlerde sol, sosyal demokrat partiler iktidara geldi. Ecevit başbakandı, ciddi bir kriz yaşandı. Kemal Derviş geldi, krizden aldı Türkiye’yi çıkardı. Parsasını da AKP topladı.

“MİT YERİNE AKİL ADAMLAR GÖRÜŞSÜN”

OSLO SÜRÜYOR: (Kürt sorunu konusunda süreç nereye gidiyor?) Süreç, Başbakan’ın bilgisi dahilinde büyük bir ihtimalle gerçekleşiyor. Oslo sürecinin devam ettiğini düşünüyorum. Görüşmeler, pazarlıklar devam ediyor. AKP kendi içinde bu sorunu ne kadar çözer onu bilmiyorum. Belli şeyleri ısrarla CHP’ye söyletmek istiyorlar.

CHP’NİN ÖNERİSİ: Anayasa’da olduğu gibi Kürt sorununu çözüm noktasında da bir uzlaşma komisyonu kurulmasını, partilerin göstereceği adaylarla akil adamlardan oluşan bir alt çalışma grubu oluşturulmasını istiyoruz. Tüm partiler eşit temsil edilecek. Akil adamlar her türlü görüşmeyi yapabilirler. Gelirler o görüşmeler hakkında milletvekillerine bilgi verebilirler. Sonuçta yasaysa yasalar çıkarılır, başka adımlar atmak gerekirse atılır. Başbakan “Bu olmaz” dedi. Sen getir o zaman çözüm önerisini. Devlet illegal yapının içine bürokratını ancak ajan düzeyinde koyabilir. Bir görüşme yaptırmaz.