Archive for the ‘Haber’ Category

Otomobil Zeytinliğe Uçtu: 2 Ölü, 1 Yaralı

Cuma, Ekim 7th, 2011

Balıkesir’in Gömeç İlçesi’nde, yol kenarındaki zeytinliğe uçan otomobildeki, 2 kişi öldü, 1 kişi yaralandı.

Balıkesir’in Gömeç İlçesi’nde, yol kenarındaki zeytinliğe uçan otomobildeki, 2 kişi öldü, 1 kişi yaralandı.

Kaza, Çanakkale-İzmir Karayolu, Gömeç Sapağı’nda, saat 16.30 sıralarında meydana geldi. Çanakkale’den İzmir’e giden İnan Ergün’ün (35) kullandığı 35 UD 454 plakalı otomobil, Gömeç girişinde aşırı hız nedeniyle kontrolden çıktı. Savrulan otomobil, yaklaşık 3 metre yükseklikten yol kenarındaki zeytin bahçesine uçtu. Ağaca çarparak duran ve hurdaya dönen otomobilde sıkışan sürücü İnan Ergün ile yanındaki Müslim Turhan, (60) yaşamını yitirdi. Arka koltuktaki Hatun Turhan (56) ise ağır yaralandı. Burhaniye Devlet Hastanesi’ne kaldırılan yaralı Turhan tedaviye alındı. Cesetler, itfaiye ekiplerinin yaklaşık 40 dakikalık çalışmasıyla araçtan çıkartılıp, aynı hastanenin morguna kaldırıldı. Otomobildeki üç kişinin, Turhan çiftinin Çanakkale’de asker olan oğullarının yemin töreninden İzmir’deki evlerine dönüş yolunda oldukları öğrenildi. Polis, kazayla ilgili soruşturmanın sürdüğünü bildirdi. – Balıkesir / Gömeç
Doğan Haber Ajansı [3044734] Haber Yayın Tarihi : 07.10.2011 20:08

Galatasaray-Erdemir : 68-65

Cuma, Ekim 7th, 2011

Salon.HAKEMLER.GALATASARAY.

Salon: Yaşar Doğu

HAKEMLER: Özlem Yalman (xxx), Sami Özel (xxx), Aydın Karaçam (xxx)

Galatasaray : Joshua Ian Shipp (xx)3, Jaka Lakovic (xx)5, Caner Topaloğlu (x), Mert Shumpert (xx)12, Tutku Açık (x), Luksa Andric (xx)4, Furkan Aldemir (xxx)12, Jamon Alfred Lucas (xxx)4, Darius Songaila (xx)7, Ender Arslan (xxx)10, Cevher Özer (xxx)11

ERDEMİRSPOR: Ray Wesson (xxx)16, Nihat Emre (xx)3, Antwayne Frederick Robinson (xx)12, Mutlu Akpınar (xx)4, Nusret Yıldırım (x), Altan Erol (xx)8, Melih Yıldız (xx)3, Gerrod Dewayne Henderson (xxx)3, Caner Ercan (xx)5, Eren Beyaz (xx), Soner Şentürk (xx)7, Cevat Alper Özcan (x)4

1.PERİYOT: 20-17

İLK YARI: 41-28

3.PERİYOT: 53-46

BEŞ FAULLER:

SPOR Toto Erkekler Basketbol Türkiye Kupası elemeleri D Grubu’nda Galatasaray, ikinci maçında Erdemir’i 68-65 mağlup etti. Karşılaşmaya iyi başlayan Sarı-Kırmızılı takım, pota altında etkili olup sayı üretti. İlk periyodu 20-17 üstün tamamlayan Galatasaray, ikinci yeriyotta farkı açtı. Cevher Özer’in ürettiği sayılarla farkı açan Sarı-Kırmızılı takım, devreye 41-28 önde girdi. Üçüncü periyotta hücumda etkisiz kalan Galatasaray üst üste yaptığı pas hatalarıyla dikkat çekti. Robinson ile sayı bulan Erdemir farkı 7 sayıya kadar indirdi. Üçüncü periyot 53-46 Galatarasay üstünlüğü ile geçildi. Son periyodun büyük çekişmeye sahne olduğu karşılaşmayı Galatasaray 68-65 kazandı. – Samsun
Doğan Haber Ajansı [3044732] Haber Yayın Tarihi : 07.10.2011 20:08

Vali Cerrah, Yaralı Er Cengiz’i Ziyaret Etti

Cuma, Ekim 7th, 2011

Osmaniye Valisi Celalettin Cerrah, Siirt Pervari Belenoluk Karakolu’nda teröristlerle çıkan çatışmada yaralanan Jandarma Er Recep Cengiz’i Osmaniye Devlet Hastanesi’nde ziyaret etti.

Osmaniye Valisi Celalettin Cerrah, Siirt Pervari Belenoluk Karakolu’nda teröristlerle çıkan çatışmada yaralanan Jandarma Er Recep Cengiz’i Osmaniye Devlet Hastanesi’nde ziyaret etti.

Beraberinde İl Sağlık Müdürü Mehmet Cingöz ile birlikte yaralı eri ziyaret eden Vali Cerrah, hastaneden ayrılırken yaptığı açıklamada, çatışmada sol eli ve kasığından yaralanan Jandarma Er Cengiz’in sağlık durumu iyi olduğunu ve hastanede en iyi şekilde bakıldığını söyledi. Belenoluk Jandarma Karakol Komutanlığı’na 24 Eylül 2011′de yapılan silahlı saldırıda 6 asker şehit olmuş, 11 asker de yaralanmıştı. – Osmaniye
Doğan Haber Ajansı [3044730] Haber Yayın Tarihi : 07.10.2011 20:04

Deniz Otobanı Projesi Start Aldı

Cuma, Ekim 7th, 2011

Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde yönetim ve İnci Lojistik tarafından ortaklaşa hayata geçirilen Türkiye-Avrupa Deniz Otobanı projesi Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın da katıldığı törenle start aldı.

Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde yönetim ve İnci Lojistik tarafından ortaklaşa hayata geçirilen Türkiye-Avrupa Deniz Otobanı projesi Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın da katıldığı törenle start aldı. İtalya’ya gidecek ilk tren Bakan Yıldırım’ın işaretiyle hareket etti.

Manisa Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Lojistik bölümünde düzenlenen törene Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Vali Halil İbrahim Daşöz, İzmir Vali Cahit Kıraç, AK Parti Manisa Milletvekili Uğur Aydemir, Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu, İnci Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Şerife Eren, İnci Holding Yönetim Kurulu Başkanı Meral İnci Zaim, TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman, Osb Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Sait Türek ve İzmir ile Manisalı sanayiciler katıldı.

Törenin açış konuşmasını İnci Holding Yönetim Kurulu Başkanı Şerife Eren yaptı. Eren, “2050 yılında dünyada 9 milyar insanın yaşacağını kabul edersek bugünden o güne yatırım yapıyoruz. Köklü iş deneyimi, global iş kültürü ile harmanladığımız bu projeyle yarınlara bir köprü kuruyoruz. Hükümetin 2023 yılı hedefini yakalarken Egeli sanayicilerin de bu ihracattan paylarına düşeni alacaklarından eminim” dedi.

Proje ile ilgili teknik bilgiler veren İnci Lojistik Genel Müdürü Emrah Gezgin, “Proje kapsamında TIR dorsesiyle aynı ölçülere sahip 45 feetlik (15 metre) konteynırla müşterilerimize hizmet vereceğiz. Projenin birinci ayağında İzmir Limanı’ndan Ancona ve Trieste Limanları’na yüksek hızlı gemiyle taşınacak. Aynı zamanda Trieste Limanı’ndan Kuzey İtalya, Avusturya, Almanya’ya 5 ile 7 gün içinde gönderilen ürünler teslim edilecek. Bu projeyle sanayicinin yaşadığı TIR sıkıntısı ortadan kalkacak ve sanayici düzenli olarak müşterilerine hizmet verebilecektir” diye konuştu.

BAKAN YILDIRIM, “Avrupa KONUŞUYOR, TÜRKİYE YAPIYOR”

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, “Avrupa ülkeleri Deniz Otobanı projesini konuşurken, Türkiye bu projeyi uyguluyor. İstanbul-İzmir Otoyolu ile Ankara-İzmir yüksek hızlı tren projesiyle Manisa bir anlamda demiryolları ve otoyollarının geçiş merkezi haline geldi. Sanayisiyle verimli topraklarıyla Manisa gittikçe büyüyor ve gelişiyor. Çeşme-Trieste, Mersin-Fransa ve Pendik-Trieste seferleri başladı ve yapılıyor. Bu seferler ile Avrupa’ya yılda 180 bin TIR gidiyor. Avrupa’ya yapılan taşımacılığın yük miktarının yüzde 70′den fazlası bu yolla yapılıyor. Bir yandan kombine taşımacılığı geliştirirken, diğer yandan yolların alt yapı standardını yükseltiyoruz. Böylece sanayicinin ve taşımacının rekabet gücünü geliştiriyoruz. Çevre hassasiyetini ön planda tutuyoruz” dedi.

İKİNCİ ETAP BAŞLAYACAK

Bakan Yıldırım Deniz Otoyolu Projesi’nin ikinci ayağının da yakın zamanda başlayacağını söyledi. Yıldırım, “Bugün İnci Lojistik, TCDD ve Manisa Osb’nin ortaklaşa yaptığı bu proje taşımacılara örnektir. Projeyi bu kadarıyla sınırlı tutmayıp ikinci etapta Manisa’dan Bandırma’ya, oradan Tekirdağ ve Muratlı demiryolu hattıyla Avrupa’nın içine kadar götürmeyi düşünüyoruz. Sanayici ve nakliyecilerin bir süreden beri çalıştığı BALO projesi de bugün başlatılan projeyle fiilen harekete geçmiştir” ifadelerini kullandı.

Demiryollarının 50-60 yıllık ihmaline rağmen AK Parti Hükümeti’nin raylı sistemi ayağa kaldırdığını kaydeden Bakan Yıldırım, “Biz demiryollarını kalkındırdık ve 2003 yılından bu yana demiryolu kullanımını yüzde 100 arttırdık” dedi. Daha sonra Bakan Yıldırım’ın işaretiyle ilk tren yola çıktı.

MHÖ, EK (İÖ/RT) – Manisa
Doğan Haber Ajansı [3044731] Haber Yayın Tarihi : 07.10.2011 20:04

Çiçek: El Sıkmayı Özal’dan Öğrendim

Cuma, Ekim 7th, 2011

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, “Allah rahmet eylesin.

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, “Allah rahmet eylesin. Ben rahmetli Özal ile tanışmasaydım, bugün hala sağ yumruğu kaldıran adam olurdum. El sıkmayı ben ondan öğrendim” dedi.

Çiçek, Gazikent Üniversitesi 2011-2012 akademik yılı açılışındaki konuşmasında, bağımsızlığın sadece şekli olmadığını, kültürle, sanayiyle, beyinle ve zihinle bağımsız olmak gerektiğini belirtti.

Bağımsız olmama adına milletin gençlerinin birbirine düşürüldüğünü dile getiren Çiçek, “Bugün burada ön sırada oturan arkadaşlarımız, klasik tabirle 68 kuşağı yani soğuk savaşın en acımasızca bizi birbirine düşürdüğü dönemin insanlarıyız. O dönem üniversitedeyiz. Türkiye soğuk savaşın en yoğun şekilde devam ettiği ülkelerin başında geliyor. Birbirimize düşürdüler, sağcıyız, solcuyuz. Allah rahmet eylesin. Ben rahmetli Özal ile tanışmasaydım, bugün hala sağ yumruğu kaldıran adam olurdum. El sıkmayı ben ondan öğrendim. Şimdi yumruk sıkacak gençlere değil, el sıkacak insanlara ihtiyaç var” dedi.

Çiçek, şöyle konuştu:

“Bugün anayasa da yapılacaksa, adam gibi bir gelişme kaydedeceksek, yozlaşmadan, yabancılaşmadan çağdaşlaşacaksak, birbirimizin elini sıkmaya, birbirimizle kucaklaşmaya…Şimdi herkes yeni bir anayasadan bahsediyor. Anayasa için de böyle bir ortama ihtiyaç var. Tüfek menzilinde anayasa yapılamaz. Kavga ortamında anayasa yapılamaz. Barış ortamında, huzur ortamında, birbirimizi anlayabildiğimiz ortamda anayasa yapılabilir. Onun için bu coğrafyada inşa ettiğimiz medeniyetin evveliyatına baktığımızda çok ciddi kültür hareketleri olmuş, çok ciddi farklı fikir hareketleri olmuş. Bir zata, gelip sormuşlar bu işin önderi olan birisine, kimdir o mesela… Anadolu’daki insanların çoğu Hanefi mezhebinden deriz. biz Hanefiyiz, Şafi olanlarımız var, başkaları var onlardan birisine gidip sormuşlar. Bak filanca zat böyle böyle diyor ne diyorsunuz deyince, söylediği cümle şudur; ‘benim söylediğim doğrudur ama onun söylediğinin de doğru olma ihtimali vardır.

Yani bir ön yargıyla, benimki doğru onunki yanlıştır deyip silip atmıyor. Benimki doğru şu gerekçelerle ama siz onu da dinleyin, onu da dikkate alın, ona da kulak kesilin. Onu da siz kendi beyninizde kendi dimağınızda bir analiz konusu yapın. Onun söylediğinin de doğru olma ihtimali vardır. Eğer gelecek inşa edeceksek, Türkiye’ye hakim olması gereken, siyasetine de üniversitesine de, toplum hayatımızda da hakim olması gereken husus ön yargılardan uzak, hepimizin bu ülkenin vatandaşı olduğumuzun farkında olarak, bunun gururunu duyarak, bunun sorumluluğunu taşıyarak, kime karşı önce tarihimize karşı, milletimize karşı ve gelecek nesillere karşı bunun farkında olarak bir gelecek inşa edebiliriz. Sizi temin ederek ifade edebilirim ve inanarak söylüyorum ki dünyada hiçbir milletin geleceği bizimki kadar garanti değildir eğer bunun şartlarını yerine getirebilirsek. Bunun tecrübesi var, birikimi var, bunun kültür altyapısı var, inanç altyapısı var ve devlet olarak de tecrübemiz var. Yeter ki, bunların hepsini bir araya koyup yeni bir şey ortaya koyalım. Değilse geçmişin zaferleriyle, geçmişin hatıralarıyla övünmek bizim hakkımız da değil haddimiz de değil. Her nesil kendi döneminde bir şey ortaya koyabilmelidir.”

-”Başkasının değirmenine su taşıyacak kavga”-

Çiçek, bir gecede 70 kadırgayı Haliç sırtlarından indirip o muhteşem zaferi gerçekleştiren, kahramanlarla, komutanlarla, askerlerle, sultanlarla övünüldüğünü, ancak bir deprem olduğunda 7 günde 7 dozeri deprem bölgesine indiremeyenlerin bir şeyle övünmeye hakkı olmadığını, oturup nerede yanlış ve eksik olduğunun gözden geçirilmesi gerektiğini kaydetti.

1947 doğumlu olduğunu, aklı erdiği günden beri bir kutuplaşma, bir kamplaşma olduğunu ifade eden Çiçek, şunları anlattı:

“Önce ilerici gerici dedi, 15 yılımızı yedi. Şimdi geriye bakıyorum, kim ilerici, kim gerici, neye göre ilerici dedik, neye göre gerici dedik. Eğer birisi ceketi şöyle giyiyorsa ilerici oldu, öbürü gömleği giyiyorsa gerici oldu. 15 yıl bu ülkenin gençlerini bu kavgayla meşgul ettik. Ondan sonra geldik 66′da girdim üniversiteye. Biz kitapla, defterle geldik, okuyacağız diye geldik. Ailemizin okuyan bir iki kişisinden biriyiz hepimiz. Bir sene zar zor üniversiteye gittik. Sonra birileri ellerimize birer sopa tutuşturdu. Kim kimi, Ahmet ile Mehmet kavga ediyor, hepsi bu ülkenin çocuğu, hepsi bu ülkenin insanı. Sonra geriye dönüp baktığımızda bizi kavgaya tutuşturanları ne yanımızda gördük ne arkamızda gördük, kaybolup gittiler.

O bitti bu defa şimdi yaşadığımız hepimizin yüreğini yakan… ama şuna kesinlikle inanıyorum ki başkasının değirmenine su taşıyacak olan bir kavgayı Türkiye sürdürüyor. Şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Gazilerimizi minnetle, şükranla anıyoruz. Onlar sayesinde biz burada varız ve bu konuşmaları yapıyoruz. Geriye dönüp bakın bu kavga kimin işine yarıyor. Ne Hasan’ın işine ne Haso’nun işine yarıyor. Kimsenin işine yaramıyor. Onun arkasındakilerine bir bakmak lazım. Elin oğlu aklı veriyor ekmeği vermiyor. Bu ata sözüdür. Elin oğlu aklı verir ekmeği vermez. Aklı verirler, silah verirler, mühimmat verirler, eğitirler kamplarında patlayıcı verirler, sonra da git kendi insanını öldür derler. Öldürdüğün kim, sözüm ona hukukunu korumaya çalıştığın adam. 2 yaşındaki çocuk, hamile kadın, eli öpülesi yaşlı insan, kim senden, senin parçan. Sana aklı veren kim? Onlar uzaklarda. İşin bu noktasında üniversitelere çok önemli görevler düşüyor. Şimdi biz bu gerçeği kendi insanımıza anlatamazsak. Nasıl atacağız, evvela halkın içine giderek.”

-Güzel bir yol haritası, güzel bir gelecek”-

Çiçek, aradan zaman geçip geriye dönüp baktıklarında, havaalanında kendisinin bakan o arkadaşlarının kendilerini karşılamaya geldiklerinde kendi kendilerine, “biz o zaman niye kavga ettik?” diye sorduklarını ifade etti.

“Sen o zaman her şeyi devletleştiriyordun, ben de millileştiriyordum” diyen Çiçek, o zamanın sloganın bu olduğunu dile getirerek, şunları anlattı:

“Sol görüşlü arkadaşlar her şeyi devletleştirerek bu ülkenin sorununa çözüm bulmaya çalışıyordu, biz de her şeyi millileştirerek bu ülkenin sorununa çözüm bulmaya çalışıyorduk. Gider vatandaşa anlatırdık, devletleşmeyi istiyorsa onları iktidara getirir, bizimki gibi düşünenler varsa bizi iktidara getirir. Bu kavgada o dönem 5 bin kişi hayatını kaybetti, 70 bin kişi cezaevlerinde süründü, sakat kalanlar oldu, sene kayıpları oldu, bir nesli mahvettik biz. Onun için sevgili gençler, bizler sizler için belki pozitif değerler koyma adına çok iyi örnekler olamadık ama hiç olmazsa siz bizim yaşadıklarımızı yaşamayın. Bizim yaşadığımız tecrübeler, sizin için ders olsun. Unutmayın ki insanların, ülkelerin geleceğini yaşanmış tecrübeler tayin edeler. Dolayısıyla bu tecrübeler bilgi kaynağı, bir yol haritasıdır. İnanıyorum ve ümit ederim ki üniversitelerimiz bütün bu tecrübelerden yola çıkarak milletimize güzel bir yol haritası, güzel bir gelecek tayin eder. Bu düşünceler ve inançla yeni yıl hepinize hayırlı olsun.” – GAZİANTEP
Anadolu Ajansı [3044729] Haber Yayın Tarihi : 07.10.2011 20:04

Kültür ve Turizm Bakanı Günay, Tire’de

Cuma, Ekim 7th, 2011

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Türkiye’yi kültürel özellikleriyle ön plana çıkan bir toprak parçası olarak tanıtmaya çalıştıklarını, ancak çirkin yapılaşmanın üstesinden nasıl gelineceğini bilemediğini söyledi.

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Türkiye’yi kültürel özellikleriyle ön plana çıkan bir toprak parçası olarak tanıtmaya çalıştıklarını, ancak çirkin yapılaşmanın üstesinden nasıl gelineceğini bilemediğini söyledi.

Günay, İzmir’in Tire ilçesinde gerçekleştirdiği bir dizi program kapsamında, ilçede Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yaptırılan ve geçen yıl tamamlanarak hizmete giren Atatürk Kültür Merkezi için Tire Belediyesi tarafından düzenlenen açılış törenine katıldı.

Kültür merkezinin geçen yıldan bu yana hizmette olduğunu ve bu nedenle açılış için değil, inceleme için geldiğini ifade eden Günay, ilçedeki yapılaşma konusunda üzüntülerini belirtti.

Günay, Tire’yi gezerken büyük üzüntü duyduğunu, hiçbir karakteri olmayan beton yapıların Türkiye’nin tüm şehirlerinde olduğu gibi Tire’de de önemli bir sorun olarak görüldüğünü dile getirerek, şöyle konuştu:

“İşimiz zor. Bir ahtapot gibi 1950 ve 1980 sonrasının hiçbir karakteri, mimari özelliği olmayan yapıları Türkiye’nin her tarafını sarmış durumda. Tarihimize, doğamıza sahip çıkmaya Türkiye’yi kültür özellikleriyle öne çıkan bir toprak parçası olarak tanıtmaya çalışıyoruz, ama bu çirkin yapılaşmanın üstesinden nasıl geleceğiz; bunu bilemiyorum. Çünkü bir şey yaptıktan sonra ondan kurtulmak zor. Bunun bedeli var. Şehir içinde bazı yapılar var. Çok ortaklı hale gelmiş, alıp imar etmek mümkün değil. Devasa yapılar yapılmış.

Necippaşa Kütüphanesi zarif bir mücevher gibi bir de çevresindeki yapıların arsızlığına bakın. Bu, İstanbul’da da Karadeniz’de de Akdeniz’de de böyle. Belediye başkanlarımızdan, şehirleri yönetenlerden rica ediyorum, bundan sonra hiç olmazsa zararın bir yerinden artık dönelim. Şehirlerin imarına, estetiğine ve statiğine dikkat edelim. Tarihimize daha fazla sahip çıkmaya çalışalım.” – TİRE
Anadolu Ajansı [3044727] Haber Yayın Tarihi : 07.10.2011 19:56

Arınç: Kendinizden ve Değerlerinizden Emin Olun

Cuma, Ekim 7th, 2011

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “Mecliste iç hizmetlerde çalışan 4C’li personel bin 700 lira alırken, üniversitenin hayat damarlarından genç bir araştırma görevlisi veya öğretim görevlisi olarak, bunun altında bir ücret almasını anlamak ve kabul etmek mümkün değil” dedi.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “Mecliste iç hizmetlerde çalışan 4C’li personel bin 700 lira alırken, üniversitenin hayat damarlarından genç bir araştırma görevlisi veya öğretim görevlisi olarak, bunun altında bir ücret almasını anlamak ve kabul etmek mümkün değil” dedi.

Arınç, Atatürk Üniversitesinin Kültür Merkezi A Salonu’nda düzenlenen akademik yıl açılış töreninde, hem pozitif, hem de manevi ilimler alanında çalışmalar yapmış ve yetiştirdiği öğrencilerle düşünce hayatının önemli kutuplarından birisi olan Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri ve onun şaheseri Marifetname’nin bugün de insanlara anlatacağı çok şeyleri olacağına inandığını söyledi.

Eğitimin dört duvar arasında, sadece amfi ve laboratuvar ortamlarında yapılmadığının altını çizen Arınç, eğitimin aynı zamanda hayatın içinde yaşayarak, toplumu anlayarak, o toplumun değerlerini idrak ederek ve milletle bütünleşerek tamamlandığını belirtti.

-Öğrenci ve akademisyenlere tavsiye-

Türkiye’nin her geçen gün eğitim düzeyi artan, istekli, becerikli, tuttuğunu kopartacak kadar enerjik gençlere sahip olduğunu belirten Arınç, “Bugün yanı başımızdaki Avrupa ülkeleri her geçen gün yaşlanırken, adeta hayat damarları kururken, biz gençlerimizin varlığıyla iftihar ediyoruz. Artık ülkelerin kalkınması için ürettikleri bilgi ve teknoloji yeterli olmuyor. Bugün yaşlanan dünyanın başarı iksirini siz gençlerin varlığı oluşturuyor” diye konuştu.

Genç nüfusun, Türkiye’nin kalkınması ve eğitimine katkı sunabilmesi için nitelikli bir eğitim alması gerektiğini ifade eden Arınç, hükümet olarak üniversitelerdeki hedeflerinin bunlar olduğunu vurguladı.

Üniversitelerde bilgi üretmeyi ve bu bilgiyle de gençleri donatmayı hedeflediklerini belirten Arınç, şöyle dedi:

“Bizim amacımız; üniversitelerimizde liseler düzeyinde eğitim vermek değil, bu okullarda bütün dünyanın peşinde koştuğu evrensel bilgiyi üretmektir. Değerli hocalarım, hedefiniz özgür bir Üniversite ortamı oluşturmak olmalıdır. Eleştirme, araştırma, inceleme, sorgulama, tetkik etme düşünce özgürlüğünün temelidir. Özgürlükse düşüncenin gelişmesinin ön şartıdır. Farklılıklarımızı bir zenginlik olarak gördüğümüz sürece dinamizmimizi artırabilir, gerçek potansiyelimizi harekete geçirebiliriz. Hiç kuşkusuz Üniversite evrensel değerlerin beşiğidir. Onun için eleştirel düşünceyi, eleştirel aklı üniversitelerde hakim kılmak için sorumluluk ve yetki sizlerdedir.

Üniversiteler her türlü siyasi müdahaleden, devletin, hükümetin müdahalesinden uzak olmalıdır. Ancak üniversitelerimizde aynı şekilde zihinler de bağımsız olmalı, üniversitenin her bir ferdi, her bir öğrencisi, öğretim elemanı bu bağımsızlıktan kaynaklanan özgür düşünceyi serbestçe ifade etmelidir. Üniversite, siyasetin de toplumun da üzerinde bir yerde olmak durumundadır.”

-”2005 yılından bu yana devlet bütçesinde birinci sıraya Milli Eğitim geçmiştir”-

Üniversiteleri toplumsal gelişmenin, büyümenin ön önemli öncüsü olarak gördüklerini ifade eden Arınç, burada hocalara büyük işler düştüğünü belirterek, şöyle konuştu:

“Şunu biliyorum. Bugüne kadar pek çok Üniversite açılışlarına katıldım. Pek çok Üniversite rektörlerinden, öğretim görevlilerimizin, araştırma görevlilerimizin bugün hangi büyük fedakarlıklarda bulunarak, bu görevlerini yaptıklarını biliyorum. Belki burası yeri değil. Ama yapılan bu hizmetin karşılığında aldığınız ücret doğru orantılı değil, dolayısıyla Üniversite öğretim üyelerinin, öğretim görevlilerinin, araştırma görevlilerinin özlük haklarının yapılan hizmete uygun bir şekle, sonuca ulaşması hükümetimizin de hedefleri içerisindedir.

‘Bir araştırma görevlisine bin 400 lira veriyoruz’ demişti bir sayın rektörümüz. Düşündüm ki ben Meclis başkanıydım. Bizde hizmetli olarak çalışan 4C’li personelimiz o tarihte yani 5 yıl önce bin 300 alıyordu, şimdi bin 700 alıyor. Yani Mecliste iç hizmetlerde çalışan 4C’li personel bin 700 alırken, üniversitenin hayat damarlarından genç bir araştırma görevlisi veya öğretim görevlisi olarak, bunun altında bir ücret almasını anlamak ve kabul etmek mümkün değil. Bunu süratle gerçekçi bir noktaya mutlaka getirmeliyiz. Bu benim de sayın bakanımızın da mutlaka takip etmesi gereken bir konudur. Ama bütün imkansızlıklara rağmen siz değerli hocalarımızın, akademisyenlerimizin yaptığınız çalışmalara her zaman şükran borcumuz var, sizlere teşekkür ediyoruz.”

-”17 milyon gencimize eğitim ve öğretim vermenin sorumluluğunu yaşıyoruz”-

Binlerce derslik yaptıklarını, sadece 9 yılda 89 yeni Üniversite açtıklarını bildiren Arınç, şöyle devam etti:

“Iğdır’da bir üniversiteyi geçmişte hayal bile edemezlerdi. Tunceli’de bir Üniversite kimsenin aklına gelmezdi. Biz söylediğimiz zaman da inanmadılar zaten. Ama her birinin bugün 4 bin öğrencisi var. Rektörü, öğretim üyeleri var. Sadece 163 bin yeni derslek yaptığımızı söyleyebilirim. Öğretmen atamalarında 370 bin öğretmen ataması yaptık 9 yıl içerisinde. Nereye gitsek atanamayan öğretmenler, gençler ricada bulunuyorlar. Eğitime yaptığımız katkılar, bilgisayarlar, laboratuvarlar…İlköğretimde çocuklarımızın eline pırıl pırıl kitapların verilmesi…Biz genç bir ülkeyiz. 74 milyonun yüzde 50′si otuz yaşın altında. Onun da yüzde 50′si 17 yaşın altında. Bu muhteşem bir servet. 17 milyon gencimize eğitim ve öğretim vermenin sorumluluğunu yaşıyoruz.”

Amaçlarının yarının Türkiye’si olan gençlere imkanlar vermek ve dünyayla rekabette avantajlı duruma getirebilmek olduğunu vurgulayan Arınç, şunları kaydetti:

“Küresel düzeyde çok hızlı değişimlerin yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Bu rekabet ortamında başarılı olmak kolay değil. Çünkü rakipleriniz Erzurum, Ağrı, Tunceli, İstanbul değil, zaten hedefiniz de bu olmamalı. Artık rakipleriniz dünyanın bir ucunda. Yani New York’da ya da Londra’da bulunuyor. Dolayısıyla sizler küreselleşen bir dünyada kendi rakiplerinizin dünyanın diğer bölgelerindeki akranlarınız olduğu bilinciyle bu sıralarda oturmalısınız. Hedefleri yerel ölçekte değil, küresel düzeyde oluşturmalısınız. Sizlere inancımız tamdır, yolunuz açık olsun. Sizler büyük bir ülkenin çocukları, bütün bir dünyaya ışık tutmuş muhteşem bir medeniyetin mirasçılarınız. Kendinizden ve değerlerinizden emin olun. Hiçbir ülkenin, hiçbir medeniyetin karşısında aşağılık kompleksine girecek bir eksiğiniz yok. Artık Türkiye, dünya siyasetinde bir marka, belirleyici bir aktör haline gelmiştir.”

-Bakan Akdağ-

Sağlık Bakanı Recep Akdağ da Atatürk Üniversitesinin kendisini yetiştiren bir eğitim kurumu olduğunu bildirdi.

Türkiye’de zor süreçlerin yaşandığını ifade eden Akdağ, şöyle konuştu:

“Türkiye’de feraset rejiminin, zorbalığın sesini yükselttiği dönemleri de hep gördük. En sonuncusunun meşhur ’28 Şubat’ olarak bilinen dönemden biliyoruz. Ben o zaman şu anda çatısı altında bulunduğum Atatürk Üniversitesinden öğretim görevlisiydim. Gün geçmezdi ki bir öğretim görevlimizin eline bir sarı zarf tutuşturulmasın ya da bir öğretim görevlisi ya da öğrencinin eline tutuşturulmasın. Yaşantısından ya da kıyafetinden ya da fikrinden dolayı soruşturma…Söylediğim tarih çok eski bir tarih değil. Kendimizi hiç güvende hissetmediğimiz, özgürlüğümüzün, düşüncemizin yaşantımızın kısıtlandığı, hissettiğimiz günlerdi. Bundan 12-13 sene önce…Ama şükürler olsun ki Türkiye’de her şey değiştiği gibi üniversiteler de bu süre içerisinde büyük bir değişiklik gösterdi. Gelişen demokrasimizle birlikte birey özgürlüğü, düşünce özgürlüğü, Üniversite özgürlüğü, Üniversite özerkliği birlikte gelişti.” – ERZURUM
Anadolu Ajansı [3044728] Haber Yayın Tarihi : 07.10.2011 20:00

Liseli Emine’nin Katil Zanlısına Keşif Yaptırıldı

Cuma, Ekim 7th, 2011

Manisa’nın Alaşehir İlçesi’nde geçen yıl öldürülen lise öğrencisi Emine Çetin’in (17) cinayet zanlısı olarak tutuklanan ve yargılanması devam eden Kazım Bozyel’e (27), olay yerinde keşif yaptırıldı.

Manisa’nın Alaşehir İlçesi’nde geçen yıl öldürülen lise öğrencisi Emine Çetin’in (17) cinayet zanlısı olarak tutuklanan ve yargılanması devam eden Kazım Bozyel’e (27), olay yerinde keşif yaptırıldı. Bozyel’in ailesi çocuklarının suçsuz olduğunu iddia ederken, Emine Çetin’in ailesi “Evladımız gibi büyüttüğümüz, altı yıl ekmek verip beslediğimiz Kazım biricik kızımızın katili oldu” dedi.

Alaşehir’de 13 Ağustos 2010 tarihinde, dedesinin evinde vahşice öldürülmüş bulunan, Sekine Evren Kız Meslek Lisesi 11′inci sınıf öğrencisi Emine Çetin’in katil zanlısı olarak babası İbrahim Çetin’in yanında çalışan Kazım Bozyel tutuklandı. Genç kızın cesedi üzerinde yapılan incelemede başına sopayla ve ütüyle vurulduğu, boğazının yemeni ile sıkıldığı ve vücudunda 10 bıçak yarası bulunduğu tespit edildi. Markette yapılan incelemede de güvenlik kamerasının devre dışı bırakıldığı anlaşıldı. Olaydan sonra ifadesi alınan Kazım Bozyel ise serbest bırakıldı. Ancak ikinci kez gözaltına alınan Bozyel, bu kez suçunu itiraf etti. Cinayet zanlısı Bozyel’in genç kızla zorla birlikte olmak istediğini, Emine’nin direnmesi sonucu boğuşma olduğu, olaydan sonra markete inerek çalışmaya devam ettiğini söylemişti. Tutuklu zanlı Bozyel’in, Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘cinsel istismara teşebbüs’, ‘delilleri yok etmek’, ‘adam öldürmek’, ‘konut dokunulmazlığını ihlal’ suçlamalarından müebbet hapis cezası istemiyle Mart 2011′de yargılanmasına başlandı. Kazım Bozyel, savcılıkta verdiği ifadeleri reddederek, Emine Çetin’i kendisinin öldürmediğini iddia etti. Geçen 30 Eylül’de yapılan duruşmada, mahkeme heyeti olay yerinde keşif yapılması kararı vermişti.

Keşif için bugün cinayetin işlendiği Sarısu Mahallesi Bulvar Caddesi Numara 143 adresinde, polis ve jandarma geniş güvenlik önlemleri aldı. Sanığın getirilmesini Emine Çetin’in yakınları ve çevredekilerde izledi. Sanık Kazım Bozyel, cezaevi aracından indirilerek markete ve üst kattaki eve çıkartıldı. Alaşehir Ağır Ceza Hakimi Mithat Akgün, bilirkişiler eşliğinde Bozyel’e keşif yaptırırken, mahkemede var olan belgeleri teyit ettirdi. Olay anında bulunanlara bildiklerini anlattırırken, bilirkişi heyetinden raporunu hazırlamasını istedi. Tutuklu sanık Kazım Bozyel, keşfin tamamlanmasının ardından tekrar cezaevi aracına bindirilerek, Manisa M Tipi Cezaevi’ne götürüldü.

“OĞLUMUZ GİBİ BAKARDIK”

Liseli Emine’nin babası İbrahim Çetin, yanlarında çalışan Kazım Bozyel’i evlatları gibi gördüklerini belirterek, “Evladımız gibi büyüttüğümüz, altı yıldır ekmek verip beslediğimiz Kazım biricik kızımızın katili oldu. Biz onu oğlumuz gibi besledik. Günde üç öğün yemeğini veriyorduk. Bazen kasa açık veriyordu. Hatayı ‘kendim yapmışımdır’ diyerek kimseden şüphelenmiyordum. Kasada bin 400 lira açık vardı. Demek ki onu da o almış. İçi başka, dışı başkaymış” dedi. Anne Yıldız Çetin de, “Oğluma ne alırsam ona da aynısını alırdım. Meğer koynumuzda şeytan beslemişiz. Katilmiş, caniymiş o. Yıllarca onu doyurdum besledim. Hiç ummazdım. Kınalı kuzumu elimden aldı. O kadar ekmeğimizi aşımızı, sevgimizi paylaştık. Ne istedin kızımdan?” diye tepki verdi.

“OĞLUM KATİL OLAMAZ”

Sanık Kazım Bozyel’in babası İ.Bozyel, de, oğlunun altı yıl markette çalıştığını belirtti. Baba İ.Bozyel, “Kızım gibi gördüğüm rahmetlik Emine’yi her gün okula getirip götürüyordu. Eğer benim oğlum böyle bir niyet taşısaydı, bunu neden bu halde düşünsün? Alaşehir dağlarıyla geniş bir alan, oralarda yapardı. Oğlum asla böyle bir şey yapmaz. Emine’yi kardeşi gibi severdi. Zaten Ankara’dan gelen raporlar da, oğlumun bu işi yapmadığını gösteriyor. Oğlumun üzerinde parmak izi yok, kan izi yok, doku izi yok. Hangi sıfatla oğlum suçlanıyor, anlamış değilim. Benim kanaatim, başkaları bu olayı yaptı, oğlum kurban seçildi. Yüce adalete güveniyorum ve Allah’a havale ediyorum” dedi. duruşma 20 Ekim’e ertelendi. – Manisa / Alaşehir
Doğan Haber Ajansı [3044726] Haber Yayın Tarihi : 07.10.2011 19:52

Dehşet Zanlısı Bulunamadı

Cuma, Ekim 7th, 2011

İzmir’in merkezindeki beş Yıldızlı otelin kapalı otoparkında, dershane sahibi Özlem Tosun’u, tabancayla tehdit ettikten sonra döven, elektroşok cihazıyla bayıltarak ellerini ve ayakları bağlayıp kaçırırken kaza yapınca paniğe kapılıp ortadan kaybolan saldırgan bulunamadı.

İzmir’in merkezindeki beş Yıldızlı otelin kapalı otoparkında, dershane sahibi Özlem Tosun’u, tabancayla tehdit ettikten sonra döven, elektroşok cihazıyla bayıltarak ellerini ve ayakları bağlayıp kaçırırken kaza yapınca paniğe kapılıp ortadan kaybolan saldırgan bulunamadı.

Geçen salı saat 17.30 sıralarında, Çankaya semtinde, meydana gelen olayda, işlerinin bitmesinin ardından Özel Yüksek Performans Dershanesi sahibi 32 yaşındaki Özlem Tosun, aracına binmek için otoparka gitti. Bu sırada otomobilin arkasında saklanarak kendisini bekleyen kimliği belirsiz erkek, Tosun’u, önce tabancayla tehdit ederek etkisiz hale getirdi. Eşyalarını isteyen gaspçıya, çantasını ve otomobilin anahtarını veren Tosun’un, bu sırada panikle bağırmasının ardından saldırıya uğradı. Saldırgan, elektroşok cihazıyla yaraladığı Özlem Tosun’u, feci şekilde dövdükten sonra ellerini ayaklarını bağlayıp otomobile bindirerek kaçırmaya çalıştı. Otoparkında bariyerine çarparak çıkan saldırgan, ters yöne gidip kaza yapınca da otomobili terk edip kaçtı. Otomobil içerisinde kanlar içerisinde bulunan ve Tepecik Eğitim Hastanesi’ndeki tedavisinin ardından taburcu edilen Özlem Tosun da, saldırganın biran önce yakalanmasını bekledikleri dile getirdi.

YÜZLERCE KİŞİYLE KONUŞULDU

Olayın ardından el konulan güvenlik kamerası görüntülerinden saldırganın net fotoğraflarını polis elde etti. Zanlıyı yakalamak için kurulan özel ekip, ellerindeki fotoğrafla yüzlerce kişinin bilgisine başvurdu. Polis, sokak sakak gezip fotoğraftaki kişiyi vatandaşlara gösterdi. Bu sırada, fotoğraftaki kişiye benzediği yönünde gelen bilgiler doğrultusunda da 48 kişi gözaltına alındı. Ancak olayla ilgisinin bulunmadığı belirlen şüpheliler, salıverildi. Polisin her türlü ihtimali değerlendirerek sanığı yakalamak için soruşturmanın devam ettiği bildirildi. – İzmir
Doğan Haber Ajansı [3044724] Haber Yayın Tarihi : 07.10.2011 19:52

Dinçer: Eğitime Bütün Olarak Bakmalıyız

Cuma, Ekim 7th, 2011

“Okullaşma oranında, ilköğretimde yüzde 100, ortaöğretimde ise yüzde 90′ın üzerine çıkmak istiyoruz” dedi.

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer,

“Okullaşma oranında, ilköğretimde yüzde 100, ortaöğretimde ise yüzde 90′ın üzerine çıkmak istiyoruz” dedi.

Dinçer, Afyonkarahisar’daki Korel Otel’de “Milli Eğitimin Sorunları” konulu toplantıda yaptığı konuşmada, 2010-2011 yılları arasında ilköğretimde okul başına düşen öğrenci sayısının ülke genelinde 322, ortaöğretimde 428, genel ortaöğretimde 519, mesleki ve teknik öğretimde 355 olduğunu belirterek, Afyonkarahisar’ın, okul başına düşen öğrenci sayılarında çok iyi bir statü yakaladığını kaydetti.

Dinçer, şöyle konuştu:

“Okullaşma oranında ilköğretimde yüzde 100, ortaöğretimde ise yüzde 90′ın üzerine çıkmak istiyoruz. Ortaöğretim içerisinde meslek ve teknik liselerinin payını da yüzde 50-55′in üzerine çıkartmaya çaba sarf ediyoruz. Türkiye’nin hemen hemen her yerinde ciddi ihtiyaçlar var. Derslik sayısı itibariyle Cumhuriyet tarihi boyunca 2002 yılına kadar toplam yapılan derslik sayısı 334 bin civarında. 2003 yılından bugüne kadar yapılan derslik sayısı ise 163 bin civarında. Türkiye çapında halen 163 bin dersliğe ihtiyacımız var. Okullaşma oranında ciddi mesafeler katedildi. İlköğretimde okullaşma oranı yüzde 91, 92′lerdeyken yüzde 99′a yaklaştık. Ortaöğretimde yüzde 35, 38′lerdeyken şu anda yüzde 67, 68′lere ulaştık. Yükseköğretime yüzde 18′lerdeki okullaşma oranı aşağı yukarı yüzde 35′lere çıktı. Bütün bunlara rağmen evrensel standartlara gelmek istiyorsak yapılması gereken işler var.”

-”Eğitime bir bütün olarak bakmalıyız”-

Dinçer, bu altyapının tamamını Milli Eğitim Bakanlığının bütçesinden karşılama imkanına sahip olamadıklarını ifade ederek, şunları söyledi:

“Bunu karşılamak için özellikle yeni kanun hükümündeki kararnamede birtakım değişiklikler yaptık. Bunun bir tanesi okul binalarının kiralanmasıyla ilgili yöntemdir. Herhangi bir iş adamı bizim ihtiyacımız olduğu yerlere yeni bir okul binası yapmadan önce protokol yaparak, bizimle anlaşarak ve kendisi bulduğu arazi üzerine okul binası yaparak, bize uzun süre kiralama imkanına kavuşacak. Bir başka husus da sadece okulun fiziki binaların karşılanması değil, aynı zamandan okulun diğer hizmetlerinin de karşılandığı kamu-özel ortaklığı sistemini uygulamaya koymaya başlamamızdır. Herhangi bir sermaye sahibi ihtiyaç duyduğumuz yerlerde belki birçok okulu birden inşa ederek, sadece okulu inşa ederek değil, aynı zamanda iç donanımı sağlayarak, boyasını badanasını yaparak, temizlik ve güvenlik hizmetini sunarak, spor tesislerini yaparak, aynı zamanda belki kantini de işleterek topyekun bir okulun eğitim için ihtiyaç duyulan bütün hizmetleri dahil ederek bizimle işbirliği yapmasıdır.”

“Eğitime, fiziki ortam dışında eğitimin niteliği perspektifinden de bakmak gerekiyor” diye konuşan Dinçer, şunları kaydetti:

“Altyapısını çözmüş iller veya ilçeler ulusal düzeydeki performansıyla ilgili hak ettiği konumda durmuyorsa orada eğitimin niteliğiyle ve oradaki yöneticilerin konuya bakışıyla ilgili bir sorun var demektir. Eğitime bir bütün olarak bakarak ‘çocuklarımız başarısı artırmak için nasıl daha fazla tedbir almalıyız’ yaklaşımına yönelmeliyiz. ‘Ulusal ve uluslararası sınavlarda nasıl daha iyi başarı elde edebiliriz’ sorusu araştırılmalıdır. Eğitimi sadece dersliklerde elde edeceğimiz bilgiden, öğrenmeyi sadece öğretmenin bize aktaracağı bilgiden ibaret görmemek gerekir.” – AFYONKARAHİSAR
Anadolu Ajansı [3044722] Haber Yayın Tarihi : 07.10.2011 19:52


öpüşme oyunları - torrent - Formoline L112 - istanbul eşya depolama - otomatik kepenk